E-mail:
Şifre:
Beni hatırla
» Üye Ol » Şifremi Unuttum
• Tüm Üyeler
• Kitaplar
• Tüm Şiirler
• Tüm Yazılar
 
Online üyeleri görmeniz için
üye olmalısınız.

Şuan 2 üye online


• zeneger
• bdehmen
• murtaza
 
Nerede:
Neyi:
 
 
Kürsüde yazılanları görmek için
üye olmalısınız.

» ŞİİR OKYANUSU
» SUNSET PANSİYON AVŞA
» Ayşe EGESOY
» Nihat BEHRAM
» Yurdagül ÖZAY
» Edebiyat Defteri
» Serdar SAMANCIOĞLU
» Fotoğraf Defteri
» Mahzuni Şerif
» Sema Şehnaz YADİGÂR
» BALKAYA CAM SANAYİ







… Kuzgun
… deniz mira
 

 
 
  Yurdagül Özay




EGE TÜRKÜLERİ

Yurdum insanı, her yöresinde bir ayrıdır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye ne kadar duygu yüklü, ne kadar renklidir bir bilseniz…

    Her iklimin kendine has insanı var ama ortak olan bir yön var ki, duygularımızı dile getiriş şeklimiz; türkülerimiz yani!

    Ege yöresi insanı, o türkülerdeki coşkunun, hüznün, kıvrak melodilerin kaynağını en güzel şekilde bulmuştur. Bu yörenin otantik türkülerinin keyfi de bir ayrıdır.

 

“Al Basmadan Donu var,
Suya gider yolu var,
Al oğlan sevdiğini,
Bu dünyada ölüm var.

Al geydim alsın diye,
MOR geydim sarsın diye,
istiyene varmadım,
Sevdiğim alsın diye”

 

    Hiç iç şüphesiz ki türkülerin karakterlerini belirleyici en önemli unsur yöreleridir. Ege denilince ilk akla gelen “zeybek” olacaktır. Gözü pek, cesur, güçlü, haksızlığın karşısında olan bu yapı türkülere de taşınmıştır.

 

“Sobalarında kuru da meşe yanıyor efem
Memet efem de dam başında üşümüş de donuyor
Boncuklu gelin orta yerde dönüyor da dönüyor

Aslanım da efeler vay vay
Yiğidim de efeler vay vay

Kar mı yağıyor yaren güvenin dağına efem
Haden alkam da şu dağların başına da başına
Memet efem de oturu da vermiş efelerin sağına

Aslanım da efeler vay vay
Yiğidim de efeler vay vay”


    Egeli demek sadece "Zeybek" demek değildir elbet; öfkesini de, sevdasını da dolu dolu yaşayan, kızınca fırtınalar gibi hırçın, sevince ırmaklar gibi coşkun, ama durulunca da -çarşaf gibi deniz derler ya- öyle sakin, sarıp sarmalayan bir yapısı vardır Ege insanının. Türküleri her şeyi anlatıyor zaten:

 

 “Kestaneyi Kavurdum
Kestaneyi Kavurdum (Bi Danem)
Dumanını Savurdum
Çıktım Kapı Önüne (Bi Danem)
Gülüm Diye Bağırdım

Mavi Çorap Giysene (Bi Danem)
Hergün Bize Gelsene
Senin İçin Yandığımı (Bi Danem)
Gözlerimden Bilsene

Entarisi Filizi (Bi Danem)
Kimbilir Halimizi
Yazanlar Böyle Yazmış (Bi Danem)
Ayırdı İkimizi”


    Sevgiliye hitapta ne incelikler gizli değil mi? Bunun gibi sayısız örnek verilebilir. Ege ayrı bir kültür! Şiir yazmak, beste yapmak, türkü yakmak için güzel bir doğa, eşsiz bir kültür ve köklü bir tarih. Kısacası bu yörede ne aranıyorsa hepsi mevcut, sadece keşfedilmeyi bekliyor.

    Yeşille koyu koyuna bu yerlerde sevdanın en tutkulusu, dostluğun en vazgeçilmezi yaşanır. O kadar bağlayıcı kurallar içinde bile ölümüne sevdalar yaşar.

 

“Bodrum Hâkimi

Bodrumlular erken biçer ekini
Feleğe kurban mı gittin Bodrum hâkimi
Nasıl astın Mefaret Hanım kendi kendini
Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini

Hâkim hanımın memleketi Kütahya Tavşan
Hâkim Hanım sen eyledin bizleri düşman
Nasıl kıydın Mefaret Hanım kendi kendine
Çifte doktor gümüş bıçak ile doğradılar tenini

(Farklı Dörtlük)
şu Bodrum’un dağlarında ceylan dolaşır
Kara haber Mefaret Hanım pek tez ulaşır
Hâkim Hanımın memleketi Kütahya Tavşan
Hâkim hanım sen eyledin bizleri perişan”

    Efeler diyarı Ege’nin kahramanlık türküleri, sevda türküleri bir ayrı lezzette bir ayrı tattadır. Halil’ in çakır gözlü Gülsüm’ e aşkının anlatıldığı Çökertme, Cemilenin Gezdiği Dağlar ya da "Uzun olur gemilerin direği/yanık olur efelerin yüreği unutulabilir mi sizce; yanık sevdaların yaşandığı Ege türküleri unutulabilir mi?  

Diğer Köşe Yazıları
 
 

Radyo Hasat Popüler Turizm Tekstil Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin Yayın Organıdır.
Powered by Dizaynist