EGE TÜRKÜLERİ
Yurdum insanı, her yöresinde bir ayrıdır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye ne kadar duygu yüklü, ne kadar renklidir bir bilseniz…
Her iklimin kendine has insanı var ama ortak olan bir yön var ki, duygularımızı dile getiriş şeklimiz; türkülerimiz yani!
Ege yöresi insanı, o türkülerdeki coşkunun, hüznün, kıvrak melodilerin kaynağını en güzel şekilde bulmuştur. Bu yörenin otantik türkülerinin keyfi de bir ayrıdır.
“Al Basmadan Donu var, Suya gider yolu var, Al oğlan sevdiğini, Bu dünyada ölüm var.
Al geydim alsın diye, MOR geydim sarsın diye, istiyene varmadım, Sevdiğim alsın diye”
Hiç iç şüphesiz ki türkülerin karakterlerini belirleyici en önemli unsur yöreleridir. Ege denilince ilk akla gelen “zeybek” olacaktır. Gözü pek, cesur, güçlü, haksızlığın karşısında olan bu yapı türkülere de taşınmıştır.
“Sobalarında kuru da meşe yanıyor efem Memet efem de dam başında üşümüş de donuyor Boncuklu gelin orta yerde dönüyor da dönüyor
Aslanım da efeler vay vay Yiğidim de efeler vay vay
Kar mı yağıyor yaren güvenin dağına efem Haden alkam da şu dağların başına da başına Memet efem de oturu da vermiş efelerin sağına
Aslanım da efeler vay vay Yiğidim de efeler vay vay”
Egeli demek sadece "Zeybek" demek değildir elbet; öfkesini de, sevdasını da dolu dolu yaşayan, kızınca fırtınalar gibi hırçın, sevince ırmaklar gibi coşkun, ama durulunca da -çarşaf gibi deniz derler ya- öyle sakin, sarıp sarmalayan bir yapısı vardır Ege insanının. Türküleri her şeyi anlatıyor zaten:
“Kestaneyi Kavurdum Kestaneyi Kavurdum (Bi Danem) Dumanını Savurdum Çıktım Kapı Önüne (Bi Danem) Gülüm Diye Bağırdım
Mavi Çorap Giysene (Bi Danem) Hergün Bize Gelsene Senin İçin Yandığımı (Bi Danem) Gözlerimden Bilsene
Entarisi Filizi (Bi Danem) Kimbilir Halimizi Yazanlar Böyle Yazmış (Bi Danem) Ayırdı İkimizi”
Sevgiliye hitapta ne incelikler gizli değil mi? Bunun gibi sayısız örnek verilebilir. Ege ayrı bir kültür! Şiir yazmak, beste yapmak, türkü yakmak için güzel bir doğa, eşsiz bir kültür ve köklü bir tarih. Kısacası bu yörede ne aranıyorsa hepsi mevcut, sadece keşfedilmeyi bekliyor.
Yeşille koyu koyuna bu yerlerde sevdanın en tutkulusu, dostluğun en vazgeçilmezi yaşanır. O kadar bağlayıcı kurallar içinde bile ölümüne sevdalar yaşar.
“Bodrum Hâkimi
Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum hâkimi Nasıl astın Mefaret Hanım kendi kendini Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini
Hâkim hanımın memleketi Kütahya Tavşan Hâkim Hanım sen eyledin bizleri düşman Nasıl kıydın Mefaret Hanım kendi kendine Çifte doktor gümüş bıçak ile doğradılar tenini
(Farklı Dörtlük) şu Bodrum’un dağlarında ceylan dolaşır Kara haber Mefaret Hanım pek tez ulaşır Hâkim Hanımın memleketi Kütahya Tavşan Hâkim hanım sen eyledin bizleri perişan”
Efeler diyarı Ege’nin kahramanlık türküleri, sevda türküleri bir ayrı lezzette bir ayrı tattadır. Halil’ in çakır gözlü Gülsüm’ e aşkının anlatıldığı Çökertme, Cemilenin Gezdiği Dağlar ya da "Uzun olur gemilerin direği/yanık olur efelerin yüreği unutulabilir mi sizce; yanık sevdaların yaşandığı Ege türküleri unutulabilir mi?
|