| |
| |
 |
Online üyeleri görmeniz için
üye olmalısınız.
Şuan 2 üye online
|
| |
|
 |
|
 |
| |
AHMET TUFAN ŞENTÜRK HOCA İLE ANILARIM
Sene 1999, aylardan Nisan. Ilık bir Pazar sabahıydı. Kızılay’da Dr. Bekir MUTLU tarafından bir toplantıya davet edildim Saat 13’ü gösteriyordu. Numuneliler lokalinde toplantı başladı. Herkes şiirlerini okurken bana da sıra geldi, ismimi okudular ben de kalktım ve bir şey okudum. Okunan şey şiire hiç benzemiyordu. Onlar da zaten usulen alkışladılar. Daha sonra onların: “ Ahmet TUFAN ŞENTÜRK adında bir hoca var ziyarete gideceğiz. İsterseniz siz de geliniz.” Dediler. Ben de davete icabet ettim. Derken Seyran Bağları’nda hocanın evine geldik. Hocayla tanışmamız bu şekilde gelişti.
Ahmet TUFAN ŞENTÜRK Hoca, şimşek bakışlı, altın yüzlü, yaşlı; ama oldukça zinde biriydi. Birer birer tanışıldıktan sonra yine şiirler okundu. Ben de “Yaşamadım ki “ adlı duygusal bir çalışmamı okudum. Akşam nasıl oldu anlayamadık; ama ayrılma zamanı gelmişti. Vedalaşıp giderken elini öpmek istedim; ama izin vermedi. Bana: “ Sonra sen bana yalnız gel. “ dedi.
Bir gün sonra telefon ederek randevu aldım. Yanına gittim. İlk gün yine kısa bir tanışma faslı oldu; ve bana devamlı gelmemi söyledi. Ben de bir ay kadar sürekli iki günde bir yanına gittim. Her ziyarete giderken elim boş gitmiyordum. Bir defasında bana “ Sen beni mi görmeye geliyorsun yoksa buzdolabını mı görmeye geliyorsun? Bundan sonra bana gelirken kesinlikle hiçbir şey getirmeni istemiyorum. Sen beni memnun edeceksen benim sana verdiğim şiir ve sözler üzerine talimatları uygula. İşte o zaman beni mutlu etmiş olursun” dedi.
Günden güne hocaya daha çok bağlanıyordum. Neredeyse her gün uğramaya başladım. Hoca benim işlerimi ihmal edeceğimi düşündüğünden olacak ki artık “ Sen bana akşamları gel, çünkü görüyorum ki işlerini ihmal edeceksin. Hiçbir zaman ekmek kapısı ihmal edilmez.” dedi. “ İyi şairi severim; ama zengin şairi daha çok severim.” diye devam etti. Bu sebeple ondan sonra ben de her akşam yemeğimi yedikten sonra yanına gider; ve gecenin 24.00’üne kadar otururdum. Yazdığım şiirleri masaya yatırır üzerinde tartışırdık. Şiirlerimi mutlaka iki kere okutur: “Şair yazdığını okumalı.” derdi.
Yanında hayli bir zamanım geçmişti. Hafızam yanıltmıyorsa dört yıl kadar olmuştu, beraberliğimiz. Bir akşam hiç utmam yine yazdığım şiiri okuyordum. Güya iyi okuyorum sandığım şiirin sonlarını yutarmışım meğer. Ayağından çorabını çıkardığını gördüm. Çorabın bacağına gelen yerini iki parmak arasına aldı uzat bakayım dilini dedi ben de uzattım. Dilimi yakaladı ve “Sen hangi hakka sahipsin ki kelimelerin sonunu yutuyorsun.” dedi ve dilimi acıtmayacak şekilde çekti. Sonra başladı bana nasihatler vermeye.
“Bak evladım şiir kuma kabul etmez. Şiire önem vermezsen şiirin intikamı ağır olur. Seni madara eder. Şiir kendisine daima saygı ister. Sakın ben yazdım oldu deme. Şiirde bir harf bile şiirin seyrini değiştirir. Şiir bahçeye dikilen bir fidan gibi sulamadan, budamadan ve altındaki otları temizlemeden sana meyve vermez.”
Daha sonra bana önceden yazdırıp aldırdığı kitapları bir daha okumamı söyledi. Sırasıyla; o kitaplar şunlardır Karacaoğlan, Emrah, Sümmani, Pir Sultan, Seyrani, Mehmet emin Yurdakul ve Yunus Emre idi. Ben bu kitapları okumuştum. Tekrar okumamı istedi benden.
Yunus’u bu kitapları okuduktan sonra okumamı tembih etmişti: Öyle de yaptım; ama Pir Sultan’ın kitabını okurken çok zorlanmıştım. O kitabı okurken: “ Hocam çok şiddet içeriyor bu kitap.” diye serzenişte bulunmuştum hatta. O zaman bana; “ Ozan canını pazara çıkartmış bir şairdir. O kitabı okumadan yaptığımız işler yarım kalır; mutlaka okumalısın.” dedi.
Onun çok önemli sözleri var aklımda. En önemli sözlerinden birisi de : “Evladım ne olursan ol; ama önce adam ol gerçek adam olmayan insanlar iyi şair de olsalar benim gözümde sıfırdır; ve bana göre sınıfta kalmış demektir. Yani ölmeden önce nefsini öldürmelisin ki hem adam olasın hem de şair olasın.” dedi. Onun bir de şu sözü hâlâ kulağımdadır: “Evladım benim iki binin üzerinde şiirlerim var; ama beni taşıyan bilemedin on beş veya yirmi şiirim var. Her şair ömründe bir şiir yazar o şiiri de ancak zaman ortaya çıkartır. Onun için daima evrensel olmaya bak. Hem hakiki inciler, yakutlar denizin dibinde bulunur sen derine dalmaya bak.” Derdi.
Defaten güzellik adına konuştuğu sözler adına bana söylediği o kadar çok önemli; ve ömrüm geçtikçe aklımı allak bullak eden bir sözü var ki paylaşmadan edemeyeceğim. O sözdür ki yukarda yazdığım şiirin doğmasına sebep olmuştur. Bu söz aynen şöyleydi: “Evladım senin halin vaktin çok güzel. Varlıklısın; ancak, Ankara’nın her semtinde bir dairen olsa sarı saman kâğıdından bir kitabı değmez. Senin varlığın mezara konunca yok olur; ama adına kayıtlı olan o kitap dünya durdukça durur ve asla o kitabı kimse yok edemez.”
Altı ay önce bir video- kasetimi kontrol ederken bu söz karşıma geldi. Hocamın o gün ne kadar doğru ve ne kadar mükemmel bir söz söylediğini, ömrüm geçtikçe daha da iyi anlıyorum. İşte yukarıdaki şiir bu güzel sözden esinlenerek ortaya çıkmıştır. İşte cennet-mekân Ahmet TUFAN ŞENTÜRK gibi bir zatın dizinin dibinde yedi sene geçiren biri olarak ben onun verdiği nasihatlerden pek çoğunu hayatıma uygulayamadım ama . Şiirlerimde verdiği taktiklerden çok fayda gördüğümü düşünüyorum.
Saygıdeğer hocamın talebesi olduğunu söyleyen çok insan var; ama o zatı muhteremden hakiki ders alan Mustafa CEYLAN hocam ve bir de ben olduğuma inanmaktayım. Hocaya telefon açıp bir şiir okumak ya da yanına bir iki defa gelmek hocanın talebesi olmak anlamına gelmez. Kendisini saygıyla minnetle hürmetle anıyor, makamı cennet olsun diyor; ve hayata gözlerimi kapatana kadar saygıda kusur etmeyeceğimi, nefes aldığım müddetçe fatihasız ve kuransız bırakmayacağımı, dostlarımın nezih şahsında vaat ediyor okurlarıma da sonsuz saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Murat DUMAN 29.01.2010 Ankara
Ekleyen: muratsair
Kayıt tarihi:16.02.2010 - 86 kere okundu.
|
“Yorumlar„
| |
|
|
| |
yasar.tumbas@gmail.com 19.03.2010 00:44:56
Murat bey,merhaba. Bu yaziyi ancak simdi okudum. Ve 1957-1964 yillari arasinda Ankara'da ögrenci iken siir gunlerimize davet ettigimiz rahmetli Ahmet Tufan Sentürk'ü tekrar hatirladim. Gerçek bir Anadolu çocugu, mert bir insan, duygulu bir ozandi sayin Senturk. Allah kendisine rahmet eylesin..
Yasar Tümbas Brüksel
|
|
| |
|
|
“Esere yorum yapın„
|
|
|
| Şiirleri |
|
| Yazıları |
|
| Resimli Şiirleri |
|
| |
| |
|
|
 |
|
 |
|